Tiyatro Birileri

 

 

tiyatro bir ileri...

çünkü birileri bunu yapmalıydı...

 

TİYATRO BİRİLERİ... tiyatro bir ileri... çünkü birileri bunu yapmalıydı...

AYDIN MISIN?

AYDIN MISIN?

 

(yalanla iki perdelik yüzleşme)

 

Türk edebiyatının ustaları; Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Halikarnas Balıkçısı, Orhan Kemal, Rıfat Ilgaz ve Attilâ İlhan ilk kez sahnede buluşuyor ve yaşadıklarını anlatarak "Aydın kime denir?" sorusuna yanıt arıyor.

 

Daha önce böyle bir oyun hiç izlemediniz. Yalanla bu kadar yakından hiç yüzleşmediniz.
Şşşt, baksanıza!… Evet evet, siz… Bakın, edebiyatçılar sizi çağırıyor. Sizi bir yerlere götüreceklermiş. Hadi tutunun da ellerinden, zaman tünelinde şiir gibi bir yolculuk yapın.
Neler mi göreceksiniz?
Sabahattin Ali’nin Adnan Menderes’i nasıl azarladığını göreceksiniz örneğin. Nâzım Hikmet’le Orhan Kemal’in hapishane koğuşundaki sohbetlerine ortak olacaksınız. Sonra, “yukarıda” buluşan Rıfat Ilgaz ve Attilâ İlhan ile birlikte dünyamıza bakacaksınız. Bir ara meyhaneye uğrayacaksınız; taşplak şarkılarıyla süslü eski bir meyhaneye… O meyhanede dönen muhabbet başınızı döndürecek; uyku düşkünü Kültür Bakanı Atilla Koç ile içki düşkünü uyanık Neyzen Tevfik, giyinik gördüğümüz zaman tanıyamadığımız manken Nilay Dorsa ile Orhan Veli, içki düşmanı vali ile padişahı bile içkiye alıştıran Bekri Mustafa; hepsi aynı sofrada.
Daha ne duruyorsunuz, hadi… Şöyle bir silkelenin önce, sonra takılın onların peşine. Onlar sizi yalanla yüzleştirecek. Türk tarihinin parlak yıldızlarının yolunuzu aydınlatmasına izin verin. Siz de o değerli edebiyatçılarımızla birlikte kollarınızı açın ve “Aydın mısın?” diye bağırın. Sen sormazsan, ben sormazsam, biz sormazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?
Tiyatro Birileri’nden Barbaros Uzunöner ve Utku Erişik bu oyun gibi yolculukta sizin yol arkadaşınız olacaktır. Kalkış yeri, Attilâ İlhan Kültür Merkezi!

 



 

NE DEDİLER? 

İki çift kanat sesi... Sahneyi dolduran, edebiyattaki ustalarımızı yeniden doğuran, besleyen, yaşatan iki genç çırpınış... Ve Rıfat Ilgaz'ın o bilge sorusu: "Aydın mısın?"... Aydınlığın gökyüzünde masmavi düşlerimizin oyunu bu, kimsenin bozamayacağı! SUNAY AKIN  (Şair-Yazar)

Bu gençler, aydınlık aşkına bir araya gelmişler; o özlediğimiz umut dolu gülümseyişi yaşatıyorlar bize... METİN ÜSTÜNDAĞ  (Karikatürist-Yazar)

Geçen cuma, bir buçuk aydır beni oyunlarına davet eden iki genç tiyatrocunun "Aydın mısın?" isimli oyununa gittim. Barbaros Uzunöner ve Utku Erişik, çok başarılı bir performansla çeşitli parodiler yapıyorlar. Yıllar öncesinin "Balina Aydın"ından başlayıp, Sabahattin Ali, Nâzım Hikmet, Orhan Kemal, Attilâ İlhan gibi artık "cennette" bulunan yazarlarımıza uzanan sihirli bir yolculuk bu. Arada Andersen masallarından bildiğimiz o donarak ölen "Kibritçi Kız" la ilgili skeç o kadar başarılı oynanıyor ki, izleyici zamanın döndüğü o dakikalarda nefesini tutuyor. Tabii Caddebostan Kültür Merkezi'nin medeni ortamında izlediğimiz bu oyun, bulvar tiyatrocularının aşk ve kıskançlık hikâyelerine alışık izleyiciyi en iyi anlamda sorgulayıp kuşatıyor. 15 ve 22 Aralık'ta CKM'de, 12 Ocak'ta Bursa'da izleyebilirsiniz.
Bu gençler oyunun sonunda beni sahneye davet edip en mahcup edici sözleri sıralayacak kadar da "kadirşinas" ve candanlar. İnsan tüm ömrünü karşılıksız bir inatla yurda aydınlanma düşüncesini yaymaya adamışsa, en büyük hediye, yıllardır ektiği tohumlardan bazılarının yeşerip hedefe ulaştığını görmek oluyor. Bu gençler de "Biz artık meseleyi devralacak noktaya geldik, içiniz rahat olsun" mesajını en kararlı biçimde veriyorlar.
BEDRİ BAYKAM  (Ressam-Yazar)

TİYATRO BİRİLERİ SORUYOR: “AYDIN MISIN?”

"...Benden geçti mi demek istiyorsun,
Aç iki kolunu yanına, KORKULUK OL!"
Geçtiğimiz hafta, 6 Ekim Cuma gecesi, Kadıköy Belediyesinin yakın zamanda hizmete açtığı Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleşen bir tiyatro oyununun galasındaydım. Henüz yeni kurulan ve iki kişiden oluşan “TİYATRO BİRİLERİ” seyirci karşısına ilk kez çıkıyordu. Sadece davetlilerden oluşan bir seyirci topluluğu da bu ilk çıkışa şahit yazılıyordu.
Ekibi oluşturan oyunculardan biri, 2000 yılında Takvim gazetesinde köşe yazarlığı yaptığım bir dönemde tanıştığım ve kısa bir sürede olsa birlikte çalıştığım sevgili Barbaros Uzunöner’di. 6 yıldır, çalıştığı radyolarda beni sayısız kez programına konuk eden sevgili Barbaros, bu kez oyununa konuk etmişti. Sahip olduğu mizah kumaşını ve vefa yüklü, duyarlı yanını ilk günden beri sevdiğim Barbaros’un ortağı ise, gene o denli duyarlı bir yapıya sahip olan ve Çınar Yayınları’nda editör olarak çalışan, genç oyuncu Utku Erişik kardeşimdi. Sahi; Barbaros 31, Utku 27 henüz 27 yaşında…
Öncelikle söylenmesi gereken; “AYDIN MISIN” adlı oyun, bu zamanda pek fazla karşınıza çıkmayacak düzeyde siyasal-toplumsal-sosyal duyarlılık bir taşıyor. “Sosyal mesaj” düşmanı haline gelen bir ülke insanına çoktandır yitirdiği sosyal mesajın gerekliliğini yeniden anımsatıyor. Rıfat Ilgaz ustanın o unutulmaz “Aydın mısın” adlı güzelim şiirinden yola çıkılarak ikili tarafından kaleme alınan oyun, Balina Aydın’dan Halikarnas Balıkçısı'na, Sabahattin Ali’den Nazım Hikmet’e, Orhan Kemal’den Rıfat Ilgaz’a dek yakın tarihimizin çile yüklü kalemlerinin “mapusluk” günlerinde gezdiriyor bizi, üstelik bugünlerle de anlamlı bağlantılar kurarak... İki idealist, iki ilkeli genç vardı 6 Ekim gecesi CKM’de… İki pırıl pırıl yüreğin ilk oyun heyecanı bizi de sarıyordu koltuklarımızda... Eeee her şeyin güzel olması toplum olarak bize yaramaz. Sanırız o yüzden salonda klimalar çalışmıyordu, iki oyuncu da, davetliler de ter içinde tamamladı sonuçta oyunu... Oyun sonrasında verilen kokteyle herkes sırılsıklam katılsa da, böylesi akla ziyan günlerde, sabun köpüğünden uzakta, duyarlı bir oyunla ve bu oyunla Türkiye’yi dolaşacak iki genç insanla karşılaşmak gerçekten güzeldi…
Sevgili Barbaros ve sevgili Utku, korkuluk bile olmayı beceremeyenlerin ülkesinde; her şeye inat, yolunuz, perdeniz ve mesajlarınız hep açık olsun… CİHAN DEMİRCİ (Karikatürist - Mizah Yazarı)

Gayet iyi yazılmış. Rıfat Ilgaz'ın en beğendiğim şiirlerinden biri "Aydın mısın?"dan yola çıkılarak ortaya koyulmuş bir oyun. Tümüyle etkilendim. Aktarılan tüm anektodları biliyordum, zaten onların etkileyici bir şekilde verilmesinden etkilendim. Aydınlar konusunda birçok oyun var Batı'da. ABD'de Arthur Miller'ın "Cadı Kazanı" oyunu var, aydın takibiyle ilgili. Aydınların sistemle ilgili sorunları anlatılıyor. Bilinen kitaplarda yazılmış anektodların verildiği bir kolaj şeklinde güzel bir oyundu. SEMİH POROY (Karikatürist)

Oyun, gerçekten ilginç, şu bakımdan: Yazılışı, sahnelenişi farklı. Belgesel tadında; ama tiyatro var. Tiyatroyu ve belgeseli birleştirmişler. Tiyatro için güzel bir puan... Oyuncuları da çok beğendim. Profesyonel oyuncular gibi oyun çıkardılar. Gelecekte de daha başarılı olacaklarına inanıyorum. TANSU BELE (Yazar-Eleştirmen)

Oyunu çok başarılı buldum. Senaryosu güzel hazırlanmış, metin de oldukça etkileyici. Toplumumuzun son durumunu yansıtan çok güzel vurgulamalar var. Umarım bu tip oyunların sayısı fazlalaşarak gündemde yerini bulur. TEKİN GÖNENÇ (Şair)

"Aydın mısın?", 18 Kasım 2006 günü Tarsus Kültür Merkezi'nde sergilendi; sevgili arkadaşı Barbaros Uzunöner ile birlikte "Aydın mısınız?" diye sordu, Rıfat Ilgaz'dan esinlenerek tiyatro sahnesinde Utku. Utku Erişik, aynı zamanda yazar. Çok yönlü olduğu kadar, yönlendirici, idealist, yorumcu, gerçek bir vatansever aydın... Tıpkı çok değerli birçok aydınımız gibi. Oyunda da anlattığı Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Nâzım Hikmet, Aziz Nesin ve daha niceleri... Onlardan okuduğunu anlamış ve seyrettiğimiz gibi işleyebilmiş. Utku ile sevgili Barbaros'u izlerken ilk kez kendimi yalnız hissetmedim. Bir kez daha anladım ki, yanlışları yazdıkça, doğruları söyledikçe huzurluyum. Ne olursa olsun! Utku ile Barbaros, bana göre sosyalizmin yükselme döneminde, Asya ile Afrika'daki sömürgeciliği artırarak, insanlık tarihinin en utanç verici yıllarından bahsettiler. Dünyanın geri kalmış bölgelerindeki insanların zenginler tarafından sömürülürken, onlar adına başkaldıran aydınların, maddi-manevi yaşadıkları zorlukları, onurlarını ayaklar altına aldıracak şekilde halkın anlayışını sağlayarak verilen mahkeme kararları, yalan-dolan, iftiralar, sonra kodesler... Yine de bitmedik, bitmeyeceğiz. "Cumhuriyet, Türkiye'yi Türkiye'den yönetmektir."... O halde iç-dış hangi tehlike olursa olsun, bizler, Utku'lar, Barbaros'lar olduğu müddetçe bu ülke Türkiye'den yönetilecektir.(...) Böyle olunca Utku'lara, Barbaros'lara, bizlere ihtiyaç var. Görmek isteyip istemeyenleri biz biliriz. Yanlış olanı anlatırız, doğrusu yapılana kadar baş eğmez, yazarız. Adımızdan Cumhuriyet'i asla sildirmeyiz! Yine bekleriz Utku Erişik, Barbaros Uzunöner... Teşekkürler! BEYHAN BALABAN (Gazeteci-Yazar)

"AYDIN MISIN?"

“Yollar kesilmiş alanlar sarılmış/ Tel örgüler çevirmiş yöreni/ Fırıl fırıl alıcı kuşlar yörende/ Benden geçti mi demek istiyorsun/ Aç iki kolunu iki yanına/ Korkuluk ol.”
Rıfat Ilgaz’ın şiirinden adını alan iki kişilik oyun İzmir’de de sahnelendi. Konak Belediyesi, Ege Kültür Platformunun katkılarıyla gerçekleşen oyunda, aydın sorunu irdeleniyordu. Attilâ İlhan, Halikarnas Balıkçısı, Nâzım Hikmet, Orhan Kemal, Rıfat Ilgaz ve Sabahattin Ali’nin yaşamlarından yola çıkılarak gerçekleştirilen oyun 25 Kasım 2006 Cumartesi gecesi Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür Merkezinde sahnelendi. 
Utku Erişik ve Barbaros Uzunöner’in oluşturduğu Tiyatro Birileri, üç saate yakın sürede performanslarıyla dikkat çektiler. Oyunu izlerken kimi zaman güldük, kimi zaman hüzünlendik. Gözlerimizin de dolduğu anlar oldu. Rıfat Ilgaz’ın Attilâ İlhan’la buluşma sahnesinde “An gelir Attila İlhan ölür” dizeleriyle Attila İlhan’ı karşılaması ilginçti. Attila İlhan, kefeninin cebinde Rıfat Ilgaz’ın hapse girmesine neden olan Sınıf adlı kitabını ve mahkeme tutanaklarını getirmişti. Mahkeme kararı okunurken salondakiler gülüyordu. İşte o an 1940’lı yılların karanlığında acılar çeken yazarlarımızı, şairlerimizi düşündüm. Bir de günümüzün bazı yazarları, şairlerinin yaşadıkları durumları düşününce o insanlar daha da büyüdü gözümde. Kıskançlık sarmalından kurtulamamış, para ve rant dışında başka bir şey düşünmeyen, kendi aralarında localar kuran, kendinden başkasını düşünmeyen, davetli olarak gittikleri yerlerde bol yıldızlı otellerde kalmak isteyen, bir bardak şarap için 3- 4 şişe açtıran, yine de beğenmeyen, kitabının daha çok satılması için takla atan, derlemelerle kitap yapıp bunu ranta dönüştürmek isteyenler de yazardı(!) Oyunda adı geçenler de....
Oyunun galasını İstanbul’da izlemiştim. Geçen iki aya yakın sürede sevgili Utku ve Barbaros’ta büyük değişiklikler vardı. Geleceğe emin adımlarla giden iki genç oyuncu. Bakmayın tiyatro gruplarının adının Tiyatro Birileri olduğuna. 
Böyle bir oyunu tüm İzmirlilerin, Egelilerin izlemesini çok isterdim. Salondaki boşluklara üzüldüm. Oyunu izleyenlerin olumlu düşünceleri yüreğimize su serpti. Oyun sonunda salonda bulunanların tümü ayaktaydı. Çılgınca, buğulu gözlerle iki pırıl pırıl, genç oyuncuyu alkışlıyordu. Bu görüntü karşısında gözyaşımı tutamadım. Bir de bu oyuncular tanıdığınız, sevdiğiniz kişiler olursa varın gerisini siz düşünün…  Oyunu izleyenler arasında Karaburun Belediye Başkanı Serdar Yasa ve eşi vardı. Genç belediye başkanının yüzündeki mutluluk bir başkaydı. Oyun öncesi ve sonrası oyuncularla söyleşip onları kutlaması az şey değildi. Sen ta Karaburun’dan kalk İzmir’e gel, oyunu izle ve geri dön. Ayakta alkışlanacaklardan biri de Serdar Yasa’ydı. Tüm izleyicilerin yürek dolusu alkışından Sevgili Yasa ve eşi de paylarına düşeni kuşkusuz aldılar. Ülkemizde bu nitelikte yöneticilerin olması anlatırlı güzellik değildi…
İzleyicilerin tepkisine bakılırsa oyun yine gelecekti İzmir’e. Gelmeli de… Egeli belediyelere bir görev düşüyor bence. Şenlik zamanları şarkıcı, türkücü, mankenleri davet ederken kesenin ağzını açıyorlar. Herkesin izlemesi gereken bir oyunu niye kendi beldelerindeki, ilçelerindeki, kentindeki insanlara izletmezler. Çağırdıkları zaman gönüllü olarak gelecek bu gençlerin ellerinden tutulmalı. Sanata gönül vermiş bu gençler hem amatör, hem de şarkıcı, türkücü değil. Sonu bol sıfırlı paralar isteyecek kadar da aç gözlü değiller. Bir hırka bir lokma, felsefesiyle sanata hizmeti bir borç bilmişler. Günümüzde sorgulanan bir soru: Aydın mısın? Rıfat Ilgaz ne diyor: “Aç iki kolunu iki yanına korkuluk ol!” SAVAŞ ÜNLÜ (Yazar)

Ben, böyle bir oyun yapılmasını çok istiyordum. Barbaros ve Utku, bunu çok iyi başardılar; umarım bunun arkası gelecek. Günümüzde gençlerin ideolojilerinin olmadığını, direkt paraya endeksli bir yaşamlarının olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle oyun, kaybettiğimiz duyguları, devrimci ruhu, kendilerini yenileyen ve geliştiren, kültürüne sahip çıkan birer birey olmayı geri getiriyor bir anlamda. EYLEM ŞENKAL (Manken-Oyuncu)

Mustafa Bilgin, "Hayat Epik Tiyatrosu" (Cumhuriyet, 11 Ekim 2006)

 

"AYDIN MISIN?" adlı oyunumuzu izleyen değerli izleyicilerimizin görüşlerine izleyici defterimiz sayfasından ulaşabilirsiniz.

 "AYDIN MISIN?" adlı oyunumuzla ilgili organizasyon tekliflerinizi

Zeren KOÇAK (0 532 442 34 66)

ile görüşebilirsiniz.

AYDIN MISIN?
Kilim gibi dokumada mutsuzluğu
Gidip gelen kara kuşlar havada
Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
Tabanında depremi kara güllelerin
Duymuyor musun

Kaldır başını kan uykulardan
Böyle yürek böyle atardamar
Atmaz olsun
Ses ol ışık ol yumruk ol
Karayeller başına indirmeden çatını
Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
Alıp götürmeden büyük denizlere
Çabuk ol

Tam çağı işe başlamanın doğan günle
Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
Her satırında buram buram alın teri
Her sayfası günlük güneşlik
Utanma suçun tümü senin değil
Yırt otuzunda aldığın diplomayı
Alfabelik çocuk ol

Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol

RIFAT ILGAZ

"İsterdim ki; tiyatro sahnesi, bir ip cambazının teli kadar dar olsun da, şimdiki gibi herkes üstünde numara yapmak için yeterince yeteneğinin olduğunu sanmasın ve beceriksiz hiç kimse ona çıkmaya cesaret etmesin."

GOETHE

 

 

TİYATRO BİRİLERİ... tiyatro bir ileri... çünkü birileri bunu yapmalıydı...